16 Aralık 2011 Cuma

Makale İncelemesi


Ben makale inceleme ödevinde Hidehiro Watanabe ve Makoto Mizunami tarafından yazılan Pavlov’s Cockroach: Classical Conditioning of Salivation in an Insect başlıklı makaleyi inceledim.

Bu makalede, Pavlov’un köpekler üzerinde yaptığı klasik koşullanma çalışması, hamam böcekleri kullanılarak denenmiştir. Salya koşullandırması şimdiye kadar sadece insan ve köpeklerde gözlenmiştir. Memeli beyni karmaşık olduğu için salya koşullandırmasının mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır. O yüzden eğer böceklerde salya koşullandırması varsa araştırmalar bu doğrultuda yapılıp salya koşullandırma mekanizması daha iyi anlaşılabilecektir.

Eğitilmemiş hamam böcekleri ağızlarına değdirilen şeker çözeltisine salya salgılanması tepkisini verirken, antenlerine uygulanan nane veya vanilya kokusuna tepki vermemektedirler. Yapılan denemelerde, bir koku şeker çözeltisiyle ilişkilendirilirken, diğer koku şeker çözeltisiyle ilişkilendirilmeden uygulanmıştır. Şekerle ilişkilendirilen koku uygulandığında böceklerde salya artışına neden olurken, şekerle ilişkilendirilmeyen koku salya artışına neden olmamıştır. Koşullandırma etkisi denemelerden sonra 1 gün sürmüştür. Bu çalışma, salyanın klasik koşullandırılabileceğini köpek ve insandan sonra böceklerde de göstermiştir. Bu çalışmanın sonuçları ile salya koşullandırması daha basit olan böceklerin sinir sisteminde hücresel düzeyde araştırılabilir.


Makalenin linki:

14 Aralık 2011 Çarşamba

Klasik koşullanma örneği


Internet'te gezinirken Pavlov'un klasik koşullanmasına bir örnek buldum ve bunu yorumsuz paylaşmak istedim. Bu olay körfez savaşında geçiyor. Amerikan savaş gemileri Irak mevzilerini tespit edip topçu bombardımanına tutmak için insansız hava araçlarını (UAV - Unmanned Aerial Vehicle) keşif amacıyla kullanıyorlar. UAV'ların da kendine özgü motor sesleri var. Tabi savaş gemileri toplarıyla bombalamadan önce UAV'ları keşif amacıyla gönderiyor ve Iraklı askerler bu uçakların sesini duyuyor. Hemen sonrasındaysa bombardıman başlıyor. Bu olaylar Iraklı askerlerin klasik koşullanmalarına neden oluyor olmalı. Bir sonraki seferde, uçağın pilotu, askerlerin bir kez daha topçu ateşine hedef olacaklarını bilmesi için, alçaktan uçma talimatı alıyor ve uçağı alçaktan uçuruyor. Irak askerleri uçağın sesini duyuyor ve daha topçu ateşi başlamadan beyaz bayrak sallayarak teslim oluyorlar.




http://en.wikipedia.org/wiki/USS_Wisconsin_(BB-64)#Gulf_War_.28January.2FFebruary_1991.29 adresinden alıntı:

"As Wisconsin's drone approached Faylaka Island, the pilot of the drone was instructed to fly the vehicle low over Iraqi positions so that the soldiers would know that they were once again being targeted by a battleship.[16] Iraqi troops on the ground heard the Pioneer’s distinctive buzzing sound, and having witnessed the effects of Missouri's artillery strike on their trenchline the Iraqi troops decided to signal their willingness to surrender by waving makeshift white flags, an action dutifully noted aboardWisconsin. Amused at this sudden development, the men assigned to the drone’s aircrew called Wisconsin's commanding officer, Captain David S. Bill III, and asked, "Sir, they want to surrender, what should I do with them?"[16] This surrender toWisconsin’s Pioneer has since become one of the most remembered moments of the Gulf War; the incident was also the first-ever surrender of enemy troops to an unmanned aircraft controlled by a ship.[18][19] Wisconsin drone also carried out a number of reconnaisance missions on occupied Kuwait before the coalition's ground offensive.[4]"


İnsansız hava aracı (UAV) RQ-2 Pioneer'ın resimleri:








Bazı linkler:


  1. http://en.wikipedia.org/wiki/Unmanned_aerial_vehicle
  2. http://en.wikipedia.org/wiki/RQ-2_Pioneer (Kullanılan insansız hava aracı)

Köpek'in Pavlov'u



Bu karikatürü sizlerle paylaşmak istedim. Köpek arkadaşına "Bak şimdi Pavlov'a ne yaptıracağım. Ağzım sulanır sulanmaz gülüp, küçük defterine bir şeyler yazacak." diyor. Bu dünyada, insanlar olarak kendimizi hep evrenin merkezinde görüyoruz. Ne yazık ki, doğa ve hayvanları hiç düşünmeden sürekli çevremize zarar veriyoruz.

13 Aralık 2011 Salı

Bağlaşımcılık ve Sosyal Bilişsel Kuram (Ders 8 Yansıtma Yazısı)

Bu hafta, Thorndike'ın bağlaşımcılık kuramını ve Bandura'nın sosyal bilişsel kuramını gördük. Benim ilgimi Thorndike'ın hazır bulunuşluk ile ilgili görüşleri ilgimi çekti. Ben de bir işi yapmak istediğim zaman, başka acil bir iş nedeniyle yapamazsam bu bende stres ve sinirlilik yapıyor.

9 Aralık 2011 Cuma

Davranışçılık (Ders 7 Yansıtma Yazısı)

Bu hafta Skinner, Guthrie ve Watson'ın görüşlerini gördük. Skinner'ın edimsel koşullanma, olumlu ve olumsuz pekiştireç kavramlarını; Guthrie'nin tek deneme, alışkanlıkları yok etme ile ilgili eşik yöntemi ve bıktırma yöntemlerini; Watson'ın en son ve en sık ilkesini gördük.

Olumlu ve olumsuz pekiştirme, eşik yöntemi ve bıktırma yöntemlerinin geçerli ve etkili olduklarını yaşadığım tecrübelerde çoğu zaman gördüm. Watson'ın en son ve en sık ilkesinin çoğu kişi için geçerli olduğunu söyleyebilirim.

30 Kasım 2011 Çarşamba

Klasik Koşullanma (Ders 6 Yansıtma Yazısı)

Bu hafta derste Pavlov'un klasik koşullanma ilkelerini gördük. Özellikle öğrenilmiş çaresizlik ilgimi çekti.
Bu konuyla ilgili olarak, klasik koşullanmanın eğitimci tarafından faydalı bir şekilde kullanılabileceğine inanıyorum.

22 Kasım 2011 Salı

SUPEREGO - EGO - ID (Ders 5 Yansıtma Yazısı)

Bu hafta derste Freud'un kişisel gelişim kuramını gördük. Süperego, ego, id yaklaşımı ve savunma mekanizmaları hakkındaki görüşleri bana olası geldi. Bir de çizgi filmlerde karar anlarında bazen ana karakterin sol ve sağ omuzlarında melek ve şeytan belirirdi. Bunun kökeni de Freud'muş demek ki.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Kişilik Gelişimi (Ders 4 Yansıtma Yazısı)

Bu hafta derste Maslow, Rogers ve Erikson'un kişisel gelişim kuramlarını gördük. Maslow'un adını ilk başta hatırlayamadıysam da Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidini lise görmüştük.

    Maslow ve Rogers teorilerinde insanın özünde iyi bir varlık olduğunu belirtmişler. Erikson ve Freud ise bu görüşe katılmamışlardır. Erikson'a göre kriz ilgili dönemde atlatılamazsa problem yaratır, fakat ileride çözülebilir. Freud'a göre ise çözülemez. Freud'un bazı görüşlerine katılmasam da sanki burada haklı gibi.

3 Kasım 2011 Perşembe

Ahlak Gelişimi (Ders 3 Yansıtma Yazısı)

Bu derste ahlak gelişimini gördük. Piaget ve Kohlberg'in kuramlarını gördük. Ahlak kazanılması çok zor olan bir kavramdır. Bununla ilgili Schopenhauer'in şu sözlerini paylaşmak isterim:


"Tıpkı deha gibi, erdem de öğretilemez. Erdem konusunda edinilen bilgi kısırdır; sanat konusundaki teknik yanlar gibi, sadece bir araç olarak kullanılabilir. Ahlak felsefelerimizin ve ahlak sistemlerimizin, erdemli, yüce ve ermiş insanlar yaratacağını sanmak; estetik üzerine yazdığımız kitaplarin, şairler, heykeltraşlar, ressamlar ve muzisyenler yaratacağını sanmak kadar saçmadır"

Schopenhauer

2 Kasım 2011 Çarşamba

Dil Gelişimi Gözlemi


Ben komşumuzun 8 aylık erkek bebeğini 2 saat gözlemledim. Çınar bebek çevresiyle çok ilgiliydi. Etrafta gördüğü her şeyi tutmak ve yakalamak istiyordu, bunun için çaba sarf ediyordu. Bu arada diş çıkarmakta olduğundan eline aldığı her objeyi ağzına sokup damaklarını kaşımak istiyordu. Salyaları devamlı ağzından akıyordu ve sürekli “dee-dee-dee-dee” şeklinde sesler çıkarıyordu. Annesi “ba-ba-ba” ve “ma-ma” şeklinde sesler çıkardığını da söyledi. Gözleriyle sürekli annesini takip ediyordu. Ben Çınar bebekle iletişim kurmaya çalıştığımda yine aynı sesleri tekrarladı.
Gelişimsel açıdan biyolojik, nörolojik, psikososyal, psikoseksüel ve bilişsel gelişim bir arada ve birbirini yakından etkileyerek oluşmaktadır. Dil gelişiminde ilk devre agulama babıldama evresidir. Normalde bebekler 3. - 4. aylarda agulamaya başlarlar. Agulama evresinde çıkarılan sesler çocuğun çevreden duyduğu seslerden bağımsızdır ve tüm çocuklarda aynıdır. Bu sesler hece tekrarlarından oluşur. Sıklıkla tekrarlanan heceler, ba-,  di-, de-, geh-, ma- dır. Bebeğin ağzından çıkan baba, dede sözcükleri dilimizdeki gerçek anlamlarında değildir. Bunu çevresinden duyduğu için de söylemez. Birinci yılın sonunda bebek kendi dilinin seslerini tam olarak öğrenir ve ilk sözcüğünü üretir [1, 2, 3].
Gözlemlediğim 8 aylık Çınar bebekte, olması gereken dil gelişimini gördüm. Çınar bebeğin dee-dee-dee demesi gerçek dede anlamında değildir. Bu babıldama evresi Çınar bebeğin normal dil gelişiminin bir parçasıdır.


Kaynaklar
1-      Nuray Senemoğlu, Gelişim Öğrenme ve Öğretim Kuramdan Uygulamaya, Pegem Akademi, 2009.
2- Fatma Öztürk Dağabakan, Davut Dağabakan, Dil ve Çocukta Dil Gelişim Kuramları, http://ooegm.meb.gov.tr/dokuman/cocuklarda_dil_gelisimi.pdf.

26 Ekim 2011 Çarşamba

Korunum (Ders 2 Yansıtma Yazısı)

Bu derste Piaget'nin, Bruner'in ve Vygotsky'nin bilişsel gelişim kuramlarını gördük. Piaget'ye göre her yaşın farklı bir dünyası vardır ve bu fark bilgi, öğrenim, deneyimler, vs. nedeniyle değildir. Videolarda izlediğimiz korunum deneyleri de çok ilgimi çekti. Çevremde kime anlattıysam herkes çok şaşırdı.

21 Ekim 2011 Cuma

Gerçekler (Ders 1 Yansıtma Yazısı)


İlk derste gelişim ve öğrenme ile ilgili temel kavramları gördük. Çocuğun gelişimi ve yetiştirilmesiyle ilgili doğru olarak bilinen yanlışları öğrenmiş oldum. Bu sayede kendi yetiştirilme tarzımı sorguladım. Öğrendiğim bu doğruların ilerideki aile ve meslek yaşamımda bana rehberlik edeceğine inanıyorum.